Thursday, July 6, 2017

Anneme

Anneme

Senin benim yaşamımdaki önemini
Şimdi daha iyi anlıyorum.
Sen yokken daha bir varsın
Uzaktayken daha bir yakın.

Rüyalarımda sağsın, sapasağlamsın
Ve yadırgamıyor bunu beynim.
Yeni anılar ekliyor anılarımıza beynim
Zihnim nice anılarla dolup taşarken.

Hayatta iyi bir iş mi oldu, “bu, kesin
Annemin işidir” diyorum, “cenneti de
Cehennemi de örgütlemiştir,
Kesin bir şey ayarlamıştır benim için”.

Kötü bir iş mi oldu hayatta, diyorum ki
“Kesin annem, daha kötüsünün başıma
Gelmesinden korumuştur beni bulutlarda
O zaman dert etmeye gerek yok çok fazla.”

İnancı yoktu annemin, kimi zamanlarsa
“Doğaya karışmıştır çoktan, ne etkisi
Olabilir ki doğaya karışmış varlığın”
Diyorum ki “yine de devam etmeli yaşamaya”.

Ölümden korkmazdım ama artık ölüm denilen
O uzak kıta, benim için annemin beklediği coğrafya,
Kesin haberimi alır önceden, gaipten
Ve köfteyle börek yapar bana! Oooo harika!

Düşlerim yeni anılar biriktirirken
Yüzün hep gülüyor anılarda da düşlerde de,
Seni derin bir sevgiyle özlerken
Düşlerden anı yoğuran gölgene
Not düşüyorum kaç yüz bin kere
Sözlerim senin diyarına ulaşsın diye
Çünkü bilirim bir can başka diyara göçtüğünde,
Bu dünyada bırakır gölgesini.

Bundandır her sabah çerçeveli resmine
Bakıp “günaydın anne”
Diyorum, evden çıkarken
“Görüşürüz anne”
Diyorum, uykuya dalarken
“İyi geceler anne”
Zor kararlar almam gerektiğinde,
“Peki sen ne diyorsun buna anne?”
Diye soruyorum.
Yanıt alamayacağımı bilsem de,
Rahatlatıyor beni
Sana sormanın keyfi…


Ulaş Başar Gezgin, 6 Temmuz 2017, Edibe Gezgin Sanat Evi

Hayat Bir Süzgeç Arkadaşlıklar İçin

Hayat Bir Süzgeç Arkadaşlıklar İçin

Hayat bir süzgeç arkadaşlıklar için
Nice yakın arkadaşlarla ayırdık yolları
İncir çekirdeğini doldurmayacak şeyler için,
Ama kimi doldururdu gerçekten, bakınca ayrıntısına işin.

Arkadaşla iş kurmayacaksın bu bir.
Ticaret en iyi dostları bile
Düşmana çevirir.

Rastlantılara pek fazla güvenmeyeceksin bu iki.
Kapılıp sürprizlerin çekiciliğine
Gerçekçi olunamadı birçok ilişkide.

Nazlıysan, alıngansan, alınganlarla
Dostluk etmeyeceksin bu da üç.
Zaten istersen etmeye kalk,
Edemeyeceksin sonuçta.

Üstünde iktidar kurmaya çalışanlara
Misal “benim maaşım senin maaşından yüksek” diye hava atanlara,
Emir kipiyle konuşanlara,
Zaten anladın, bu da dört, uzun süre biçme arkadaşlık namına.

Hayatında ne bir baskı görmüş ne sıkıntı çekmiş ama sorar durmadan
“Ne oldu senin iş durumu, eş durumu”, “sana ne be arkadaş seninle aynı yollardan
Geçmedik ki, aynı koşulları yaşamadık ki, sana ne, sorma artık yeter artık be!”
İşte böyle demelisin bu da beş oldu, yaz deftere.

Sen ki utanırsın başarılarından söz edilmesini, konuyu değiştirirsin hemen ya da
Anımsatırsın karşındakine, bunun bir bedelini olduğunu ya da dersin ki “kötü de var iyinin yanında”
Sen ki dertlerini hep içine atan hep içine, dertleşecek insanların yokluğunda,
Bulursan kendin gibi birini, onu hiç bırakma. Hayatta iyi bir noktada olmaktan utanç mı duyuyor arkadaşın! İşte bu be, onu hiç bırakma, bu da altı…

Hayat bir süzgeç arkadaşlıklar için
Nice yakın arkadaşlarla ayırdık yolları
İncir çekirdeğini doldurmayacak şeyler için,
Ama kimi doldururdu gerçekten, bakınca ayrıntısına işin.


Ulaş Başar Gezgin, 6 Temmuz 2017, Edibe Gezgin Sanat Evi


Ankara’dan İstanbul’a İstanbul’a

Ankara’dan İstanbul’a İstanbul’a

Ankara’dan İstanbul’a İstanbul’a
Bir yürüyüş eyledik Haziran’da,
Adalet dedik de tek bir pankartta
Aktık biz sabahlardan akşamlara.

Değil mi ki adalet, ekmekten değerli
Tartı bozulunca ekmek de pahalı
Ülkede ne huzur ne barış kaldı
Akalım o zaman İstanbul’a İstanbul’a.

Güneş pişirir asfalt pişirir
Yine de her yandan canlar erişir
Bu ülkeye böyle bir halk yaraşır
Akalım akalım İstanbul’a İstanbul’a.

Elimizde ev yapımı bir limonata
Yoldaki köylerde oturduk sofraya
Yoksul ne yerse o kadar fazla.
Aktık aktık İstanbul’a İstanbul’a.

Kul Gezgin’im, adalet çok uzak mı,
Bu, yollarda yürüyenlere bağlı,
Bırakırlarsa İstanbul’da yolları,
Unutulur gider bunlar da bunlar da.
Akalım öyleyse, adaletin olmadığı her diyara!
Sonu değil başı olsun yolun İstanbul,
Akalım adalete susamış tüm topraklara!

Ulaş Başar Gezgin, 6 Temmuz 2017, Edibe Gezgin Sanat Evi


Ayrılık Zamanı

Ayrılık Zamanı

Aşık Veysel’in ‘ceylan’ı
Olmadığını
Anlayalı
Çok mevsim geldi geçti.
Yine de kandırdım kendimi
Uzun süre.
Kendimi kandırdığımı
Fark ettiğimdeyse,
Çok geç’ti dönmek için geriye.

Çoktan kaçtı
Zaten Aşık Veysel’in ‘ceylan’ı,
Geriye işlevdışı bir yürek
Bir de sararmış yıllar bırakarak.

Yine de bu kurmaca dünyada
Kurgudan daha garibi hâlen daha varsa
Ona, “başka nedenlerle ayrılmak” denmeli
Birikirken yıllar içinde nice ayrılma gerekçesi.
Başta tahmin ettiği
Nedenle ayrılmıyor insan
Ayrılık zamanı geldi mi…
Ve neler neler yaşanmışken bir arada,
Özet geçiyor hep özet, boşanma dilekçesi…

Çok uzakta artık Aşık Veysel ve ceylanı…
İyice gözden kaybolur onlar
Ayrılık zamanı…


Ulaş Başar Gezgin, 6 Temmuz 2017, Edibe Gezgin Sanat Evi 

Ne Sıkıcı Bir Arkadaşsın Böyle!

Ne Sıkıcı Bir Arkadaşsın Böyle!

Demek yıllardır mutlusun, sevdiğin bir işte,
Aile hayatı desek herşey toz pembe,
Hiç yara bere açan da olmamış kalbine.

Haydi canım sen de,
Ne sıkıcı bir adamsın böyle!
Söylesene
Kurduğumuzda çilingir sofrasını
Ne konuşabileceğiz seninle?

Demek herşeyiyle iyiydi baba ve anne
Yaptın çocukken, sana ne yap dendiyse
Ne içkin oldu bir dönem ne sigara tüttürdün kenefte

Haydi canım sen de,
Ne sıkıcı bir kadınsın böyle!
Söylesene
Geldi mi sıra dertleşmeye
Neyin ağlayacağız peşi sıra birlikte?

Demek sağlık sorunun da yok gel de delirme,
Ot gibi yaşamışsın öyle olur elbette.
Bunalımlara girip girip çıkmışlığın bile yok şu upuzun ömründe

Haydi canım sen de,
Ne sıkıcı bir arkadaşsın böyle!
Söylesene
Geldi mi sıra vazgeçişlere, ölümlere,
Paylaşacak neyimiz olacak ki seninle…


Ulaş Başar Gezgin, 6 Temmuz 2017, Edibe Gezgin Sanat Evi



Tuesday, May 30, 2017

Şairler Ölünce Yıldız Olurlar

Şairler Ölünce Yıldız Olurlar

Şairler ölünce yıldız olurlar,
Aydınlatırlar bizleri uzaktan uzaktan.
Gemi olurlar şairler ölünce ölünce
Geçerler mayınlı sulardan, yasaklı boğazlardan.

Uçurtma olurlar şairler ölünce,
Çocukların coşkusuna karışırlar.
Irmak olurlar dere olurlar
Bulsun diye kaynağını küçük kara balıklar.

Peki ne yapardı ki onlar yaşarken yaşarken?
Değiller miydi yıldız yıldız vapur vapur...
Ne yapardı ki onlar vermeden son nefeslerini?
Uçurtma yaparlardı o zamanlar da Tevfik Fikret şiirlerinden,
Yönünü öyle bulurdu Şermin ve küçük kara balıklar bu han-ı yağmada...

Demek ki ve elbette şairler ne yapıyorlarsa
Yaşadıkları sırada
Aynılarını yaparlar
Son nefeslerini bulutlara astıklarında...

İşin aslı ve hepsinden evveli,
Şairler ölmezler asla.
Ölenler yalnızca
Öldü sananlardır şairleri...

İşin aslı ve hepsinden evveli,
Şu içimizden geçen gemi
"Beni bekleme kaptan" diyenleri
Taşıyor şairler var olalı beri
İçimizde, içimizden biri gibi...


Ulaş Başar Gezgin, 31 Mayıs 2017

H.S.: Nazım Hikmet'in ölümünden sonra adının bir Sovyet gemisine verilmesini ve geminin bu adla Boğazlara girdiğini anımsayarak.

Saturday, April 29, 2017

Barış’tı Adı, Kemancıydı

Barış’tı Adı, Kemancıydı

İki ülke vardı
Denizlerin birbirinden ayırdığı.
Bir kemancı vardı
Adı Barış'tı.

Çalacaktı barışın şarkısını
Hazırlamıştı kemanını.
Diller kültürler ayrı olsa da,
Halkların kardeşliğine inanırdı.

Öyle severdi ki kemanını,
Ondan kazanmaktı
Tek isteği, ekmek parasını.
Oldurmadılar, olamadı.

Birgün haber alamadı,
Ondan abisi, arkadaşları.
Herkes üzüntülü, merakta kaldı.
Şimdiden özlemişlerdi Barış'ı.

Sonra onlar haberleri açtı,
Baktılar ki alabora olmuş mülteci botları.
Ve tanıdılar Barış'ın suda yüzen kemanını.
Dediler ki "hayret! Bu, Barış olmalı."

Barış o diyarlara ulaşamadı,
Bu diyarlara da ulaşamadı.
Barış'ın barışın, bundandı,
Ulaşmış olduğu o diyarlara ulaşma çabası.

O, bu barış dostu kemancı,
Son nefesini dalgalara bıraktı.
Ve bizden yitip gitmeden önce bir söz aldı:
Ya barışı getireceğiz bu diyara,
Böylece gerek kalmayacak gitmesine Barışların uzaklara
Ya da Barış'ı yaşatacağız kemanıyla,
Gitmesi gerekmeyecek yokluktan uzaklara.

O, bize, yitip giderek, notlu bir şişe bıraktı,
Açalım, onu, getirelim artık, ülkemize barışı.


Ulaş Başar Gezgin, 29 Nisan 2017
http://gezginulas.blogspot.com/


(*) Aşağıdaki gerçek haberden esinlenerek:
“Belçika’daki ağabeyinin yanına müzik eğitimi almak için gitmek isteyen genç kemancı Barış Yazgı vize alamayınca mültecilerle birlikte botla Ege denizine açıldı. Genç Kemancı Midilli açıklarında batan botta hayatını kaybetti.”