Saturday, April 29, 2017

Barış’tı Adı, Kemancıydı

Barış’tı Adı, Kemancıydı

İki ülke vardı
Denizlerin birbirinden ayırdığı.
Bir kemancı vardı
Adı Barış'tı.

Çalacaktı barışın şarkısını
Hazırlamıştı kemanını.
Diller kültürler ayrı olsa da,
Halkların kardeşliğine inanırdı.

Öyle severdi ki kemanını,
Ondan kazanmaktı
Tek isteği, ekmek parasını.
Oldurmadılar, olamadı.

Birgün haber alamadı,
Ondan abisi, arkadaşları.
Herkes üzüntülü, merakta kaldı.
Şimdiden özlemişlerdi Barış'ı.

Sonra onlar haberleri açtı,
Baktılar ki alabora olmuş mülteci botları.
Ve tanıdılar Barış'ın suda yüzen kemanını.
Dediler ki "hayret! Bu, Barış olmalı."

Barış o diyarlara ulaşamadı,
Bu diyarlara da ulaşamadı.
Barış'ın barışın, bundandı,
Ulaşmış olduğu o diyarlara ulaşma çabası.

O, bu barış dostu kemancı,
Son nefesini dalgalara bıraktı.
Ve bizden yitip gitmeden önce bir söz aldı:
Ya barışı getireceğiz bu diyara,
Böylece gerek kalmayacak gitmesine Barışların uzaklara
Ya da Barış'ı yaşatacağız kemanıyla,
Gitmesi gerekmeyecek yokluktan uzaklara.

O, bize, yitip giderek, notlu bir şişe bıraktı,
Açalım, onu, getirelim artık, ülkemize barışı.


Ulaş Başar Gezgin, 29 Nisan 2017
http://gezginulas.blogspot.com/


(*) Aşağıdaki gerçek haberden esinlenerek:
“Belçika’daki ağabeyinin yanına müzik eğitimi almak için gitmek isteyen genç kemancı Barış Yazgı vize alamayınca mültecilerle birlikte botla Ege denizine açıldı. Genç Kemancı Midilli açıklarında batan botta hayatını kaybetti.”

Friday, April 21, 2017

Çaldılar Çocukları (Took Away the Children, Archie Roach)


Çaldılar Çocukları (Took Away the Children, Archie Roach)

Bu hikaye gerçek, hem de dosdoğru gerçek
Yalanlar söylemeyeceğim size
Tutmadıkları sözler gibi yalanlar
Ve nasıl çitle çevirmişlerdi bizi, koyun gibi.
“Tutun elimizden” demişlerdi bize
Böyle kopardılar bizi, toprağımızdan.
Okumayı öğrettiler bize, yazmayı ve dua etmeyi
Sonra da çaldılar çocuklarımızı elimizden,
Çaldılar onları elimizden,
Elimizden.
Kopardılar onları annelerinin memesinden
“Bu”, dediler ki, “çocuklar için en iyisi.”
Çaldılar onları bizden.

Sosyal politikacılar ve polis de
Dediler ki “bizi anlamalısınız
Sizin onlara veremeyeceklerinizi vereceğiz onlara
Gerçek bir yaşam nasıl olur, öğreteceğiz onlara
Öğreteceğiz onlara gerçek bir yaşamı”
Dediler ve hakir gördüler yerlileri
Onu öğrettiler ve bunu öğrettiler
Ve bir de önyargıyı öğrettiler onlara.
Çaldınız siz çocuklarımızı bizden
Çaldınız bizden
Kırarak analarının kalplerini
Paramparça ederek bizleri
Çaldınız onları bizden

Framingham’de kara bir gün
Geldi ve umursamadı bir şeyi
Ağladı annem, çağırttı babamı
Koşa koşa geldi, delicesine kavga etti
Tane tane akıyordu anamın gözyaşları
Doğruldu babam ve korudu konumunu.
Dedi ki “haydi sıkıysa gelin dokunun çocuklarıma”

Ve sonra çaldılar bizi ailemizden
Çaldılar bizi
Çaldılar bizi
Alıp kopardılar anamızın memesinden
Dediler ki “böylesi daha iyi sizin için”
Çaldılar bizi.

Ne yapacağımızı söylediler bize ve ne diyeceğimizi
Gösterdiler bize beyaz gibi yaşamayı
Ve ayırdılar bizi yeniden
Ve armağanlar verdiler dindirmek için acımızı
Evlatlık olarak verdiler bizi
Ve büyüdükçe yalnız hissettik kendimizi
Çünkü beyazmış gibi yapıyorduk
Ama siyah hissediyorduk kendimizi

Tatlı bir gündü geri geldi tüm çocuklar
Geri geldi çocuklar
Geri geldi çocuklar
Kalplerinin güç bulduğu yere geri geldiler
Geri geldiler ait oldukları yere
Geri geldi çocuklar
Dediler ki “geri geldi çocuklar”
Geri geldi çocuklar
Anladıkları yere geri geldiler
Geri geldiler annelerinin memleketine
Geri geldi çocuklar

Annelerine geri geldiler
Babalarına geri geldiler
Ablalarına geri geldiler
Abilerine geri geldiler
Halklarına geri geldiler
Memleketlerine geri geldiler
Hepsi hepsi geri geldiler
Çocuklar geri geldiler
Çocuklar geri geldiler
Evet ben de geri geldim ben de.



Söz-Müzik: Archie Roach, Avustralya yerlisi eylemci sanatçı (*)
Çeviren: Ulaş Başar Gezgin, 22 Nisan 2017
http://gezginulas.blogspot.com/
Şarkı şuradan dinlenebilir: https://www.youtube.com/watch?v=br83o_JpIFw

(*) Archie Roach (d.1956), küçükken Avustralya’nın beyaz hükümeti tarafından zorla ailesinden koparılan yerli çocuklardan. Beyaz hükümet, daha 1950’li-60’lı yıllarda bile Avustralya yerlilerine karşı kültürel soykırım uyguluyor, yerli ailelerin çocuklarını kendi kültürleriyle yetiştirmesine izin vermiyordu. O yıllarda bir yerli öldürüldüğünde hâlâ bir ceza almıyordu. Bu insanlıkdışı politikalar ancak 1970’lerde hak arama mücadelelerinin yükselişiyle ortadan kaldırıldı; ancak etkileri hâlâ sürüyor. Şarkı, ‘çalınmış kuşak’ olarak adlandırılan yerli çocuklarının ve elbette Archie’nin kendi çocukluğunun öyküsü.
Archie’ye dönersek, küçük yerli, yetimhaneden sonra evlatlık olarak bir beyaz aileye verilir. Yıllar ileri sarar, geçmişini bilmemekte, mutlu mesut yaşamaktadır. Genç bir adam olduğunda ablası onu bulur ve ona mektup göndererek küçükken olanları anlatır. Archie çok üzülür, öfkelenir ve sırtında gitarıyla evi terkeder. Bu, aynı zamanda onun bir yerli aşığı/dengbeji/kusanı olma hikayesidir. Bugün Archie, yerli hakları mücadelesinin önde gelen isimlerinden.


Monday, February 27, 2017

Sonsuza Dek Dayanışma (Solidarity Forever, Pete Seeger, çev.U.B.Gezgin)

Sonsuza Dek Dayanışma (Solidarity Forever, Pete Seeger, çev.U.B.Gezgin)

Sonsuza dek dayanışma, sonsuza dek dayanışma,
Sonsuza dek dayanışma
Çünkü gücümüze güç katar birlik.

İşçilerin damarlarında aktığında birliğin coşkusu
Daha büyük bir güç olamaz bu dünyada.
Tersine, hangi güç daha zayıf olabilir ki tek bir kişinin gücünden
Çünkü gücümüze güç katar birlik.

Sonsuza dek dayanışma, sonsuza dek dayanışma,
Sonsuza dek dayanışma
Çünkü gücümüze güç katar birlik.

Aç gözlü asalaklarla ne gibi bir ortak yanımız olabilir ki
Bizi köleliğe savuracak olan, bizi ezip geçecek olan?
Başka birşey kaldı mı bize dünyada örgütlenip savaşmaktan başka?
Çünkü gücümüze güç katar birlik.

Sonsuza dek dayanışma, sonsuza dek dayanışma,
Sonsuza dek dayanışma
Çünkü gücümüze güç katar birlik.

Biziz süren çayırları, biziz kuran ticaretin kalbi olan kentleri
Biziz kazan madenleri, kuran atölyeleri, yapan sonsuzcasına uzanan rayları
Kovulmuşuz şimdi biz, açlıktan kırılıyoruz şimdi biz, emek verdiğimiz harikalar arasında
Ama gücümüze güç katar birlik.

Sonsuza dek dayanışma, sonsuza dek dayanışma,
Sonsuza dek dayanışma
Çünkü gücümüze güç katar birlik.

Hepsi bizimdir aslında, tembel asalakların sahip oldukları herşey bu dünyada
Biz attık herşeyin temellerini, göğe yükselttik kentleri, taş koyarak taş üstüne
Bizimdir hepsi, köle olamayız hayır, bizimdir bu dünya
Gücümüze güç katarken birlik.

Sonsuza dek dayanışma, sonsuza dek dayanışma,
Sonsuza dek dayanışma
Çünkü gücümüze güç katar birlik.

Trilyonlar kazandılar sırtımızdan, hiç ter dökmedikleri halde
Ama biz olmasak, beynimiz, kaslarımız olmasa, dönemez tek bir çark bile
Yıkabiliriz mağrur iktidarlarını, kazanabiliriz özgürlüğümüzü, öğrenebilirsek
Gücümüze güç kattığını birliğin.

Sonsuza dek dayanışma, sonsuza dek dayanışma,
Sonsuza dek dayanışma
Çünkü gücümüze güç katar birlik.

Ellerimizdedir onların yağmalayıp yığdığı altından daha büyük bir güç
Bin kat güçlendirilmiş orduların gücünden daha büyük bir güç
Yeni bir dünya doğurabiliriz eskinin küllerinden
Çünkü gücümüze güç katar birlik.

Sonsuza dek dayanışma, sonsuza dek dayanışma,
Sonsuza dek dayanışma
Çünkü gücümüze güç katar birlik.


Pete Seeger
Çeviren: Ulaş Başar Gezgin, 28.02.2017
http://gezginulas.blogspot.com
Şuradan dinlenebilir: https://www.youtube.com/watch?v=IuQxyhx3W60

(*) Çeviren Notu: Şarkıda ‘union’, iki anlamıyla kullanılıyor: Sendika ve birlik. Şarkının anlamsal bütünlüğü için ‘birlik’ çevirisini uygun gördük. Türkçe’de ‘union’ın anlamsız bir biçimde ‘sendika’ olarak çevrilmesi, onun anlamsal gücünü ve etkisini de zayıflatıyor. Oysa o, Türkçe’ye en başından ‘birlik’ olarak çevrilseydi (örneğin, ‘Öğrenci Birliği’ sözü) belki daha etkili olacaktı. Böylece ithal bir kavram değil, yerel ve bu topraklara özgü bir kavram olarak daha çok benimsenecekti.

Devrimden Sonra (After the Revolution, David Rovics, çev.U.B.Gezgin)

Devrimden Sonra (After the Revolution, David Rovics, çev.U.B.Gezgin)

Ne günlerdi! Her zaman anımsarım.
Bir an olsun unutamam çünkü.
Ne günlerdi, gerçek miydi hayal mi
Bir kovboy filmiydi sanki
Ve dağıldığında toz bulutu
Ve parladığında güneş yeniden
Ve o da ne! Bir huzur sardı bizi
Herşey yoluna girecekmiş gibi
Yaşamak denilen şey işte böyleydi
Devrimden sonra.

En uzaktan en yakına
O fabrikadan bu fabrikaya
Dayanışmadan söz açıyordu işçiler
Ve reddediyorlardı savaş silahları yapmayı
Reddediyorduk füze yapmayı
Çok farklı birşey yapacaktık bundan böyle
Ve ilk kez tarihte
Gurur duyacaktı çocuklar, anne-babalarının yaptıklarından
Ve Gazze’de bir yerlerde güldü bir çocuk ve ağladı ardından
Devrimden sonra.

Ardına kadar açıldı hapishane kapıları
Ve sarıldı analar çocuklarına
Özgürlük Çanı’ydı bu çalan
Yerine geri koyunca polisler silahlarını
Bir milyon masum insan
Işıldadı baharlı havada
Ve içeridekiler, Ahmet, Mehmet diğerleri,
Bir yürüyüş eylediler Taksim Meydanı’nda
Ve yapacaklarını konuştular bundan sonra aralarında
Bundan sonra, devrimden sonra.

Silindi gitti tüm borçlar
Tüm yeni sömürgelerde
Ve terk etti askerler üslerini
Kavuştular sonunda ailelerine
Ve bir saldırmazlık anlaşması
İmzalandı tüm egemen devletlerle
Ve dağıldı tüm terörist örgütler
Nefret edilecek bir imparatorluk kalmayınca
Ve hepsi zeytin ağacı diktiler bir araya gelip
Devrimden sonra.

George Bush ve Henry Kissinger
Sevk edildi Dünya Mahkemesi’ne
Dünyaya hükmetme planları
‘Etkisiz hale getirildi’ kısa sürede
Kitle imha silahları onların,
Denetlendi ve imha edildi
Hurdaya çıkarıldı savaş gemileri
Su yüzü görmeyecekler bir daha onlar
Rahat bir nefes aldı sonunda tüm dünya
Devrimden sonra.

Güneş panelleri kuruldu çatılara
Yeni hatlar kondu raylara
Organik yiyecekler pazarlarda
Ve tüm o milyarderler
Sonunda öğrendiler paylaşmayı
“Kes zırıltını” dediler Bill Gates’e
“Bu adil değil” dediğinde
Ve ortaklaşmacı bir çiftliğe döndü malikhanesi
Devrimden sonra.

Ve tüm o siyasal şairler
Bilemediler ne yazacaklarını
Ondandır karar verdiler
Günü gün ederek yaşamaya
Birkaç yılımı aldı benim
Bulması dostlarımı, sevdiklerimi
Koy kafayı yat, onbire kadar
Ağaç damlar altında
Ve öğrendim sonunda banjo çalmayı da
Devrimden sonra.


David Rovics
Çeviren: Ulaş Başar Gezgin, 28.02.2017
http://gezginulas.blogspot.com
Şuradan dinlenebilir: https://www.youtube.com/watch?v=VdodojUTMG0

Pilin Bitti (All Used Up, Utah Phillips, çev. U.B.Gezgin)

Pilin Bitti (All Used Up, Utah Phillips)

Geçti gitti ömrüm birini zengin etmek için
Kırdım çanağımı bile o o.ç. için
Köpek gibi kapıya koydu beni, öleyim diye
Ve dedi ki bana “pilin bitti senin”.

Sömürdü emeğimi benim, sömürdü vaktimi
Yağmaladı bedenimi, harap etti zihnimi
Emekliye saydı beni sonra, biraz harçlıkla, biraz şarapla
Ve dedi ki bana “pilin bitti senin”.

Çocuklarım rehin alındı, İş denen tanrı tarafından
Kölelik ediyorlar başka bir g.tveren için
En küçüğü yükleme memuru olabildi anca’
Bilmiyor ki o, pilim bitti benim.

Güç ve altının peşinde koşuyor kimi gençler
Ve kalmamış saygıları eski olan hiçbirşeye
Kendilerini satın alan paracıkların peşinde, vaatler peşinde
Birgün onların da bitecek pili.

Bitirdiler petrolü, bitirdiler ağaçları
Bitirdiler havayı ve bitirdiler denizleri
Ya peki sen, arkadaşım, ya peki ben
Ne kalacak geriye, pilimiz bitince...

Bu köhne otelde tamamlayacağım ömrümü
Tahta kurusu dolu ve berbat kokulu
Çalışıyor neyse ki musluklar, temiz sayılırım ben de
Deme bana o zaman “pilin bitti” diye

Akıp gidiyor hayat penceremden dışarıda
Harçlık verip de bana, tükürüyor yüzüme
Ve kimse söyleyemez bana, bilmiyor çünkü kimse
Yaşıyorum hâlâ evet, ama bitti pilim.

Kimi zaman bir ağaç altında oturduğumu görüyorum rüyamda
Ömrüm sanki “herşey eskiden nasıldı”ya ilişkin bir kitap gibi
Ve çocuklar sarıyor çevremi ve dinliyorlar beni
Düşünmüyorlar hiç, pilimin bittiğini.

Ve şarkılar var, kahkahalar var, yapabileceklerim var
Sana geri verebileceğimi bildiğim niceleri var
Ve bütün bunlar gerçekleşsin diye vereceğim son nefesimi
Ve bilmek için pilimin bitmediğini

Bitirdiler petrolü, bitirdiler ağaçları
Bitirdiler havayı ve bitirdiler denizleri
Ama bu can tende olduğu sürece bitiremeyecekler pilimi
Deme bana o zaman “pilin bitti” diye.


Utah Phillips
Çeviren: Ulaş Başar Gezgin, 28.02.2017
http://gezginulas.blogspot.com/
Şuradan dinlenebilir: https://www.youtube.com/watch?v=xx0xg32qf6c

Sunday, February 26, 2017

İspanya İç Savaşı (Phil Ochs, çev.U.B.Gezgin)

İspanya İç Savaşı

Hey anımsıyor musun 25 yıl öncesini,
Faşist orduyla savaşmışlardı, dövüşmüşlerdi faşist düşmanla?
Anımsıyor musun Franco’yu, Hitler’in kadim müttefikini?
Katletmişti İspanya’nın demokrasisini, yitip gitmişti beşyüzbin kişi.

Ah ah ah ah
Sordun mu neden diye?
Bir durup da ağladın mı?

Ve unutma kiliseleri de, oynadıkları hüzünlü rolü:
Çarmıha gerdiler kendi insanlarını, ortak oldular şeytanla;
Ama kapanıyor yaralar şimdi zaman akıp durdukça,
Uçak ve tüfek gönderiyoruz şimdi onlara, tanıyarak suçlarını.

Ah ah ah ah
Sordun mu neden diye?
Bir durup da ağladın mı?

Şimdi harca turist dolarlarını ve döndür kafanı öbür yana.
Unut katliamdan arda kalanları, işte bu ödememiz gereken bedel,
Değil mi ki kavga içinde dünya, eğilmeliyiz kazanmak için:
Kıs ışığını özgürlüğün ruhunun: iyi uyu bu gece, dostum.

Ah ah ah ah
Sordun mu neden diye?
Bir durup da ağladın mı?


Phil Ochs (1940-1976)
Amerikalı muhalif sanatçı
Çeviren: Ulaş Başar Gezgin, 27.02.2017
http://gezginulas.blogspot.com/
https://www.youtube.com/watch?v=MLTS63ocoCY

Thursday, February 2, 2017

Birlik Çemberi (Nối Vòng Tay Lớn, Trịnh Công Sơn, çev.U.B.Gezgin)

Birlik Çemberi (Nối Vòng Tay Lớn, Trịnh Công Sơn)

Ormanlar ve dağlar açmışlar kollarını engin denizlere
Yol alıyoruz bu bitimsiz toprakta bağlamak için dağları ve ırmakları
Bu muhteşem yeryüzünde, geri dönüyorlar abiler, ablalar, kardeşler
Bir kum fırtınası gibi bizim bu mutlu kavuşmamız yeniden
Burgaç burgaç dönerek açık göğün altında
Kavuşuyor ellerimiz bir birlik çemberi oluşturmak için, çevresinde Vietnam’ın.


Birleştiriyor rüzgarı bayraklar, birleştiriyor günleri geceler
Birleştiriyor bizi akan kan, aynı kalbe
Nice hisler uyandırıyor insanlarda yeni bir günde
Bağlanıyor kentler ücra köylere
Bağlıyor ölüler öbür dünyayı
Yüzlerinde gülüşleriyle


Kuzey’den Güney’e, birleştiriyoruz ellerimizi
Issız topraklardan çıkıyoruz yola, aşıyoruz tüm dağları tepeleri
Geçiyoruz tekinsiz çağlayanlardan, aşıyoruz geçitleri
Yoksul köylerden büyük kentlere
El veriyoruz birbirimize, mavi okyanuslara, derin nehirlere,
Biz de katılıyoruz döngüsüne yaşamın ve ölümün.


Trinh Cong Son
Çeviren: Ulaş Başar Gezgin, Hoi An, Vietnam
http://gezginulas.blogspot.com
Şarkı şuradan dinlenebilir: https://www.youtube.com/watch?v=aaxWJ62hZOE



Nối Vòng Tay Lớn

Rừng núi dang tay nối lại biển xa
Ta đi vòng tay lớn mãi để nối sơn hà
Mặt đất bao la anh em ta về
Gặp nhau mừng như bão cát
Quay cuồng trời rộng bàn tay ta nắm
Nối tròn một vòng Việt Nam

Cờ nối gió đêm vui mỗi ngày
Dòng máu nối con tim đồng loại
Dựng tình người trong ngày mới
Thành phố nối thôn xa vời vợi
Người chết nối linh thiêng vào đời
Và nụ cười nối trên môi

Từ Bắc vô Nam nối liền nắm tay
Ta đi từ đồng hoang vu vượt hết núi đồi
Vượt thác cheo leo tay ta vượt đèo
Từ quê nghèo lên phố lớn
Nắm tay nối liền biển xanh sông gấm
Nối liền một vòng tử sinh.


Trịnh Công Sơn